Unpaywall: Henüz denemediyseniz, şimdi tam zamanı

Unpaywall, Chrome ve Firefox eklentisi ile, bir tıkla erişime kapalı makalelerin açık erişim versiyonunu bulup size getiriyor. Impactstory tarafından geliştirilen bu eklentiyi henüz kullanıp denemediyseniz, şimdi zamanı. Eklentiyi indirdiğinizde ekranın sağ barında, ortada bir kilit ikonu beliriyor. Bu kilit ikonu, erişmek istediğiniz makalenin bir açık arşivde tam metnini bulursa yeşil, altın yol ile yayılanmış bir versiyonu bulursa turuncu, lisanssız bir kopyasını bulursa mavi rengi alıyor. Hiç bir şey bulamaz ise ikon gri kalıyor ve “The Unpaywall extension couldn’t find any legal open-access version of this article.” uyarısı veriyor. Yeşil açık kilit ikonu için bir örneği burada görebilirsiniz. Sadece bu makaleden 20 pound kazançlıyım şu an 🙂 Bu inisiyatifi Twitter’da @unpaywall kullanıcı adıyla izleyebilirsiniz. Çok güzel hareketler bunlar.. 

AE2016 sunum ve videoları

Siteye eklenmesini beklerken, buradan duyurmakta da geciktim. Ekim sonunda gerçekleşen Açık Erişim Konferansı’nın sunum ve videoları, konferans web sitesine kondu.

Yeni Nesil Açık Arşivler konusunda COAR adına yaptığım sunuma SlideShare‘den de ulaşabilirsiniz. Açık erişim haftasında aynı konuda gerçekleşen COAR webinarının sunum ve videoları da şu an herkesin erişimine açık.

Açık Erişim Haftası, 24-30 Ekim

Bu yıl Açık Erişim Haftası 24-30 Ekim tarihleri arasında “open in action” teması ile kutlanıyor. Türkiye’de de son 5 yıldır, özellikle Ulusal Açık Erişim Çalıştayı hafta etkinliği olarak düzenlenmekte. Bir kaç kurumda harici etkinlikler elbette olabiliyor. Bu yılki 5. Ulusal Açık Erişim Çalıştayı #AE2016, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE), TÜBİTAK, Anadolu Üniversite Kütüphaneleri Konsorsiyumu (ANKOS), Hacettepe Üniversitesi işbirliği ile 27 Ekim 2016 tarihinde TÜBİTAK’ın ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirilecek. Programa web sitesinden ulaşabilirsiniz. Tek günde pek çok güzel konuyu kapsayan iyi bir program mevcut. Ve tabii henüz kayıt olmadı iseniz, bu linke tıklayarak kaydınızı hemen yaptırabilirsiniz. Tahmin edersiniz ki, bu yılki programın tek güne indirgenmesinin ülkenin siyasi son gelişmeleri ile ilgisi büyük. Ancak yine de atlanmadan, her yıl olduğu gibi konuyu gündemde tutacak, ilgilileri bir araya getirecek, son gelişmeleri konuşacak bir program ile gerçekleşebiliyor olması büyük bir kazanç. Umarım çok sayıda katılımcı ile toplantıda bir araya gelme fırsatı buluruz.

Yıl sonunda, kapsayıcı 2016 değerlendirmeleri uzmanları tarafından yapılacaktır elbette ama yıl içinde benim aklımda kalan açık erişim konulu gelişmeleri hatırlamak istedim: Kazak öğrenci Elbakyan’ın SciHub hikayesi, Elsevier ile süren dava, yayıncılık, kütüphanecilik ve araştırma dünyasında yarattığı tartışmalar çok konuşuldu, hala da konuşulmaya devam ediyor. Yılın ilk yarısında SSRN’in Elsevier tarafından alınması epey yankı yarattı. Yayıncının 2013’de bünyesine kattığı Mendeley‘i de düşünürsek hem Elsevier hem de açık erişim platform olma stratejisi artık soru işareti bırakan SSRN, epey eleştiri aldı, tartışmaları da elbette ediyor.

SSRN’den preprint çalışmalarını çeken araştırmacıların yarattığı bir dalga demek doğru mu emin değilim ama sonrasında en azından bir kısım araştırmacı ticari olmayan platform arayışlarına yenilerini kattılar. ArXiv’in benzeri açık arşivler çoğaldı. Sosyal bilimler alanında SocArXiv başta olmak üzere PsyArXiv, bioRxiv, engRxiv, and PsyArXiv isimlerini duyduk. Bu servislerin tümü Open Science Framework platformunda host ediliyor. Bu arada 25. yılını kutlayan Arxiv, kullanıcılarına bir anket yaparak gelecek stratejisini oluşturacak adımlar atıyor. Program direktörü Oya Rieger’in anketi, bulguları ve gelecek adımlarını özetleyen konuşmasını izlemenizi öneririm.

Bu yıl içinde DOAJ’ın dergi kabulü için getirdiği yeni kriterler de ses getiren bir başka konu oldu. Bu yeni kriterler, dergilerin DOAJ’a kabulü için, açık erişim dergi yayıncılığı konusunda daha sıkı ölçütleri yerine getirmelerini zorunlu kılıyor. Bunlara ek olarak DOAJ, yedi üst kriter grubu daha yayınladı. Bunları gerçekleştiren dergilere en iyi uygulama örneği gösterdikleri için DOAJ SEAL etiketini sunuyor. Tüm bu kriterlerin ayrıntısı ile anlatıldığı “Criteria for open access and publishing” adlı makale çok yakında Türkçe olarak da yayınlanacak.

“Açık” dünyanın vazgeçilmez konusu açık lisanslar konusunda Türkiye’de önemli bir adım atıldı ve Creative Commons Türkiye Lansmanı 11 Mart’ta gerçekleştirildi. Bu konudaki gelişmeleri gelecek yazılarımda ayrıntıları ile aktaracağım.

Ağırlıklı çalışmalar yürütülen bir diğer konu başlığı ise yeni nesil kurumsal arşivler. Kurumsal arşivlerin araştırma dünyası için önemi giderek daha da artıyor. Bu arşivlerin fonksiyonlarını artırmak, sistemleri geliştirmek, birlikte çalışırlığı sağlamak büyük önem taşıyor. Bir başka yazıda konu edeceğim ama geçtiğimiz haftalarda Richard Poynder blogunda Clifford Lynch röportajını, kurumsal arşivleri yeniden düşünmek teması ile ele aldı. Poynder’in kısaca kurumsal arşivlerin hayatlarının sonuna geldiği mesajını verdiği yazısına, kurumsal arşivler konusunda küresel ses olmayı amaç edinen COAR gibi kurumlardan, araştırmacılardan ve açık erişim savunucularından tam da aksini kanıtlayan yanıtlar geldi.

Dünyada Açık Erişim Haftası etkinlikleri http://www.openaccessweek.org adresinde takvim formatında sunuluyor. Özellikle webinar gibi, ofisinizden de katılabileceğiniz dünyanın farklı yerlerinde gerçekleşen etkinlikleri takip etmenizi öneririm. Bir başka yazıya mutlaka konu edeceğim ama yeni nesi kurumsal arşivler konusunda COAR webinar‘ı 25 Ekim’de iki oturum halinde gerçekleşecek. Bu tekrar iki oturumun nedeni ise dünyanın doğusuna ve batısındaki katılımcıların zaman dilimlerine olabildiğinde uyum sağlamak. Türkiye saati ile sabah 11 ve öğleden sonra 18 saatlerinde gerçekleşecek webinarlardan zamanınıza uygun olanı seçebilirsiniz.

Hepinize şimdiden verimli bir açık erişim haftası diliyorum.

Berlin Açık Erişim Konferansı Notlarım, 19-20 Kasım 2013

Max Planck Society ev sahipliğinde Berlin Deklarasyonu’nun 10. yıl dönümü için düzenlenen Berlin Açık Erişim Konferansı konuşmacıları ve katılımcıları ile doyurucu, verimli bir toplantı oldu.  Politika yapıcılar, karar vericiler ve kurumların üst düzey temsilcileri katılımcılar arasındaydı. Bunun yanı sıra dünyada örnek uygulamalar sergileyen kişi ve kurumlardan da çağrılanlar vardı. Örneğin Kenya’da öğrenci advocacy çalışmaları, openaccess buton uygulamasını geliştiren öğrenci grupları gibi. Max Planck Society Direktörü, İngiltere Üniversiteler ve Bilimden sorumlu Bakan, Liege Üniversitesi Rektörü, Avrupa Araştırma Komisyonu Başkanı, COAR Başkanı gibi pek çok önemli isim bir aradaydı.

Türkiye’de gerçekleştirilen sayısız sunum, toplantı, oluşumlar, bunların çıktıları ve web ortamında yönlendirmeler sonucunda tek söyleyebildiğimiz birkaç iyi-ce uygulama olduğu ancak farkındalığın üst düzeye ulaştığı. Açık erişim konusunun paydaşları çok çeşitli olduğundan bu farkındalık düzeyinin her paydaş grubunda aynı seviyede olduğunu söylemek tabiki imkansız. Şimdiye kadar ki çalışmalar vb konusunda detaya girmek yerine ANKOS AEKA ve yapılan 2 Ulusal Açık Erişim çalıştayının sayfalarına ve bildirgelere bakılmasını öneririm. Konuyu bağlayacağım nokta ise bu gibi bir toplantıda Türkiye’de araştırma ve yüksek öğretim denince akla gelen kurumların üst düzey temsilcilerinin de bulunmalarının önemli olduğu. YÖK Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’ndan temsilciler vardı. YÖK’ün başta tezler olmak üzere toplanan yayınların açık erişim standartlarına uygun bir platformda toplanması ve uygun olan içeriğin açık erişim olması gibi bir planı var anladığım kadarı ile. Bu nedenle toplantıda temsiliyet gösterdiler. Ülkemiz adına umut verici bir adım olarak değerlendiriyorum bunu. Toplantının programına bakılırsa neredeyse her ülkeden fon sağlayıcı kurumların temsilcileri de oradaydılar. Türkiye’den de Tübitak’ı görmeyi çok isterdim. İngiltere’de RCUK, Almanya’da DEF, Amerika’da NSF, Franda’dan da aynı biçimde temsilciler bu toplantıda vardı. Toplantıda ANKOS vardı diyebiliriz. Hem Başkan Ertuğrul Çimen Bey hem ben kişisel katkımızla oradaydık, ANKOS şapkamızı da taşıdık. Özyeğin olarak hem Türkiye’de açık erişim denince akla gelen isim ve kurumlardan biri olduğumuz hem COAR üyeliğimiz hem de Creative Commons Türkiye bağlantılarımız çerçevesinde bu toplantıda bulunmak kişisel ve kurumsal anlamda önem taşıyordu.

Toplantı sunumları paylaşılacak. Sonunda oluşturulan Berlin11 Deklarasyonu yakında web’de yerini alacak. Bunun dışında ben özellikle dikkatimi çeken, akılda kalan konularda notlarımı paylaşmak isterim.

  • Açık erişim politikalarında “requested language’den “required language” e geçmenin zamanının geldiği vurgulandı.
  • ORBİ modeli, Liege Üniversitesi’nde Rektör Rentier’in politikası örnek olarak gösterildi. Rektör Rentier’in göreve başladığında üniversitede ne üretildiğini bir çırpıda söyleyecek bir kişi veya sistem olmaması bu çalışmalarının itici gücü olmuş. Yukarıdan aşağıya işleyen bir politika ile işe başlayıp sürecin aşağıdan yukarıya işlediği bir yapı oluşturmuşlar. Rentier Liege’de mandate politikamız var ama zorunlu değil der. Kulağa çelişkili gelse de araştırmacılar yayınlarını ORBI ye koymamakta serbest ama ORBI’de olmayan yayın akademik değerlendirmeye alınmıyor. Zorunluluk yok ancak yayın yok kabul ediliyor.
  • Moody’nin konuşması etkileyiciydi. 10 sene önce bu çözümleri bulmuş, yeşil altın devam ediyoruz, yayıncıların birden bire kar marjlarından vazgeçmelerini de bekleyemezdik ama artık dönüşümün tamamlandığını zaman doldu diye ifade ediyor. Moody zamanında Elsevier Reed için çalışmış dolayısıyla bildiği yayıncı gerçekleri üzerinden konuştuğunu söyledi. Sunumundaki ZEN (Zero embargo period) çıkışı no ambargoyu destekleyici olduğu için alkışlandı. Yayıncılık faaliyeti için para istemenin sonunun geldiği ama katma değer hizmetler için ücretlendirmenin anlam ifade ettiğinden söz etti.
  • Fransa’nın tam açık erişimi destekleyen politikasının olmayışı, yeşil AE etrafında dönen aktivitelerine eleştiri geldi. Benzer yorumlar ICOLC toplantısında da gündeme gelmişti.
  • Max Plank AE dergi yayıncılığı ve yıllardır gold AE yi desteklemek üzere uyguladığı APC (article process cost) modeli ile övgü alıyor.
  • Açık erişimin farklı konu alanlarında farklı etkileri üzerine konuşuldu. En dikkati çeken konu SSH alanında ambargo süresinin uzun tutulmasının anormalliği. Özellikle Finch sonrası RCUK gibi kurumların STM de 12 ay, SSH de 24 ay ambargoya ok demesi eleştirildi. Bir de bu konuda Avrupa Araştırma Komisyonu başkanı komisyonunda SSH alanında online yapılan yayınların hala akademik değerinden şüphe eden bir kesimin olduğu, akademik değerlendirme süreçlerinde sorunlar olduğu notu var.
  • Openedition sunumunda Fransa openedition books ve openeditionmakale girişiminden söz etti. Aklımda kalan, kitapların bir versiyonu örneğin html ücretsiz herkesin erişimine açıkken, pdf veya epub gibi farklı format veya ortamlarda kullanılması gibi servisleri add-on sayması ve ücretlendirmesi oldu. Ana dili İngilizce olmayan ülkelerin yayıncılıkta karşılaştıkları sorunlara da değindi. Sadece İngilizce olmadığı için indekslere giremeyen sayısız prestijli, değerlei yayının olduğu dolayısıyla WOS vb indekslerin var olan bilginin çok azını kapsadığını söyledi. Buna benzer bir yorum Çin Akademisi’nin yaptığı sunumda da ana dili İngilizce olmayan kişilerin yayınlarının kabulunde karşılaştıkları sorunlar konuşuldu.
  • Toplantının önemli konuşmacılarından biri İngiltere Üniversite Ve Biimden sorumlu Bakan olarak Willetts idi. Willetts UK politikasının, Alman politikasının aksine hybris modeli desteklediği ve bunu full EA ye geçiş sürecini güçlendirdiğini savundu. Rentier’in yaptığı gibi de araştırmacılarına şunu veya bunu yap diyemeceğini de ekleyerek Liegie modelini de benimsemediği söylemiş oldu. Finch ile gündeme gelen hybrid yayıncılara apc ödemelerinin yayıncıların maliyetlerini karşılayacağını söyledi. Willetts salondan çok sayıda karşıt görüş ve soru aldı tabii ama gayet kararlı ve konuyu da bir o kadar bilen bir tavrı vardı.
  • Harvard ‘ın sunumunda kültür mirasının taşınması konusundaki inisiyatifleri, Digital Public Library (DPLA) projesi anlatıldı. http://cyber.law.harvard.edu/research/dpla  public domain olan kitapların yer aldığı bu sitede pek çok kısım var ama en dikkat çekici olanlarından biri de app ler. Bu arada konuşmasında açık erişimin söylenildiği gibi aboneliklerin kesilmesine, harcamaların azalmasına henüz bir katkısı bulunmadığını söylemişti. Buna karşılık salondan niye böyle düşünüyorsunuz sorusuna Harvard’ın sadece Elsevier dergilerine harcadığı miktar $2M diyerek yanıtına başladı.
  • Datanın tanımını netleştirmek gerek yorumları geldi. Data ve research ayrı politikalandırılmalı dendi.
  • Araştırmacılar için stick ve carrot ne? Liege örneğinin işlemesini sağlayan stick ve carrot konusu pek çok soru ve sunumda gündeme geldi. Bir de one size doesn’t fit all” en çok kullanılan sözlerden biri oldu.
  • Mike Taylor’ın konuşması da çok doyurucuydı. Açık erişime sadece ekonomik verimliliği artırıcı yönünden veya ücret açısından bakılmaması gerektiğini vurgulayan sunumunu http://t.co/KlRVH1McQw adresinde bulabilirsiniz.
  • Willinsky çok kısa konuştu ama konuyu eğitim, para, fikri haklar bağlamında özetledi. AE’nin eğitimin bir parçası olması gerektiği, Mooc’un AE’ye ve açık ders malzemelerine bağlanması gerektiği, öğrenci ders paketlerinin maliyetinin azaltılmasında bile AE nin rolü olduğu konularına değindi. Aslında paranın AE için bariyer olmadığını para zaten masada duruyor diyerek özetledi. Buna itirazlar ya da sorgulamalar geldi tabii ama Willinsky konunun paranın çok daha üstünde olduğundan, ahlaki ve eğitimsel yanının ağırlığından bahsetti.
  • Sondaki diyalogdan ise aklımda en çok kalan iki bilim adamından biri PLOS için biri de araştırma kurumu için çalışıyor. Araştırmacı Rentier’in alkış alan yaklaşımının şahsen kendisinde işlemeyeceğini, yukarıdan aşağıya yaptırımların araştırmacılar üzerinde ancak negatif etkisi olacağını söyledi. Bunu aşağıdan yukarı çalıştıracak uygulama veya politikaların benimsenmesi gerektiğini vurguladı. PLOS konuşmacısı Neylon gerçekten başarılı ve blogu izlenmesi gereken biri. Oturumlarda refer edilen postlarından biri: http://cameronneylon.net/blog/network-enabled-research/